İç Fırtınanın Dışarı Taşması

Bazı insanlar yalnızca kendilerini görür; dünya sanki sadece kendi etraflarında dönüyormuş gibi yaşarlar.
İçlerinde kopan, şemsiyesiz fırtınalar tanıdık tanımadık herkese sıçrayabilir. Biz bazen yalnızca orada
olduğumuz için o fırtınanın ortasına düşeriz.

Ev sahibi değilizdir. Ne yaşandığını tam bilmeyiz. Ama yine de etkileniriz.

Bu Savaş En Çok Nereye Yansır?

İnsan kendi olumsuz duygu durumunu fark etmediğinde, yoluna çıkan herkesi az da olsa etkiler. Ses tonu,
cümlelerin sertliği, davranışların sivriliği… Bunların hepsi bir dışavurumdur.

Hepsi birer “küçük şimşek” anına dönüşebilir. Şimşekler arttıkça herkes yorulur.

Bu dünyada yalnızca ne söylediğimiz değil, ne taşıdığımız ve onu kime yüklediğimiz de çok şey anlatır.

Bazen Neden Sessiz Kalırız?

Bazen sessizlik, söyleyecek sözümüz olmadığı için değil; bize ait olmayan bir fırtınada kendi dengemizi
korumaya çalıştığımız için vardır. Bu bir geri çekilme değil, iç sınırı koruma çabasıdır.

Kendimize Hatırlatmamız Gereken Şey

Yorgunluğumuzu yüklenmeyen insanlara, öfkemizi taşımayan kalplere, kendi iç savaşımızı hak etmeyen ruhlara
çarpmamaya dikkat etmeliyiz.

Belki her zaman mükemmel olamayız ama farkındalıkla bir adım geri çekilebiliriz. Ve çoğu zaman bir ilişkiyi,
bir günü, hatta bir insanın iç huzurunu bu küçük farkındalık kurtarır.