Bu bayram tatili başka geldi. Uzun yollar yapmadık, büyük sofralar kurmadık, plan programla boğuşmadık.
Ama evde, parkta, koltukta, yatağın kenarında bolca kahkaha vardı. Cemre’nin gözlerindeki mutluluğu izlemek,
tatilin en büyük kazanımıydı.

Ona bakarken düşündüm: Bazen çok daha fazlasını veriyoruz sandığımızda, aslında sadece varlığımız yetiyor.
Cemre için en güzel bayram hediyesi bizim elimizdi, sesimizdi, birlikte geçirilen zamandı.

Bu tatil bize, özellikle bana, yavaşlamanın ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hatırlattı. Bir çocuğun
mutluluğu, içinde bulunduğu andan ibaret. Bizimse zihnimiz hep bir sonraki işte, bir sonraki görevde.
Ama bu birkaç gün, durduk. Gerçekten oradaydık.

Bazen en güzel tatil, sadece aynı çatı altında, aynı anda, aynı kalpte olmaktan geçiyor.

Zaman yine akıp gidecek. İşler başlayacak, koşturmalar geri gelecek. Ama Cemre’nin parkta bize döndüğü o an,
“Anne, baba, hadi!” dediği o ses… İşte o anlar bizimle kalacak.