Geçenlerde ofiste kitap okurken bir cümleye takıldım: “Neden özgürlüğe kanat çırpan bir kuş değilim ki ben!” Dışımdan söyleyince cümle içimde daha da büyüdü. Bir arkadaşım “Çünkü sen kuş değilsin, insansın” dedi. Basit ama güçlü bir yanıt.
Çünkü Sen İnsansın
Evet, insanım. İnsan olmanın etkenlerini biliyorum; ama bilmek her zaman hisleri hafifletmiyor. Kötülüğü, haksızlığı, düzeni kabullenmiş bir kalabalığın içinde fazla düşünen biri gibi hissedebiliyorum. Özellikle anne olduktan sonra bu düşünceler daha keskinleşti.
Rol Yükleri ve Annelik
İş hayatı, eş olmak, iyi arkadaş olmak, ev sorumlulukları, sosyal hayat… Hepsi aynı anda dengede kalmalıymış gibi. Bu bir şikayet değil. Ama bu süreçte bazen eski halini özlemek, yeni halini tanımaya çalışmak ve kendini kaybetmiş gibi hissetmek mümkün.
Belki de kuş olmak istememin sebebi bu: sorumluluktan kaçmak değil, bir an için hiçbir rolün içinde olmadan sadece “ben” olabilmek.
Maskeler, Sahne ve Yorgunluk
Bazen görünmez hissediyorum, sanki sahneden inmişim gibi. İnsanların çoğu maskelerini takıp en iyi versiyonlarını oynamakla meşgul. Hayat akıyor; insanlar doğuyor ve ölüyor. Kimi zaman kendini hiç tanımadan, hiç görmeden…
Işığını Görebilmek
Belki de büyümek, içimizdeki çocukla el ele yürüyebilmek demek. Gökyüzü bulutsuz olduğunda parlayan ışığın kendine ait olduğunu hatırlamak demek.